FREKANS: MAVİ | Atelier Muse
30 Haziran Pazar | 18:30 - 20:30
*Tüm program için tek bilet geçerlidir. Biletler girişte temin edilebilir. Rezervasyon için hello@ateliermuse.org adresine mail atabilirsiniz.

Pratik Detaylar

Atelier Muse küratörlüğünde, Circuit İstanbul ev sahipliğinde “Frekans: Mavi” herkesi dansa davet ediyor. Dans yazımına dair sunumla başlayacak akşam Burcu Bilgiç, Ufuk Şenel ve Aslı Bostancı’nın gösterileri ile devam ediyor.

18:30 / Bir öğrenme pratiği olarak dans yazımı, Sunum, Müge Olacak
19:10 / Yer Yer Hareketli Sunum (Work-in-progress), Performans, Burcu Bilgiç
19:30 / Hayat Kısa Kuşlar Uçuyor, Performans, Ufuk Şenel
20:15 / Calling Vaikhari, Performans, Aslı Bostancı

Tanım

BİR ÖĞRENME PRATİĞİ OLARAK DANS YAZIMI
Sunumda, dans üzerine yazmaya dair Dünya ve Türkiye’den örnekler, bilgi ve gelişmeler paylaşılacaktır. Dans alanında yazmak isteyelere farklı bakış açıları sunmak ve bir araya gelerek yeni olasılıkları tartışmak amaçlanmaktadır.

Müge Olacak: www.mugeolacak.com

YER YER HAREKETLİ SUNUM
*work in progress
Yer yer hareketli sunum, mekanın bir yerinden başlayıp bir yerine doğru devam edecek ve başka bir yerinde de sonlanacaktır. Sunumu izleyenlerin bunu göz önüne alarak mekana yerleşmeleri rica olunur. Sunum başladıktan sonra yer değiştirilmemesi tercih edilmektedir. Herhangi bir an sunum görüş alanından çıkmış ise sesin dinlenmesi önerilir. Bir süre sonra sunum tekrar görüş alanına girecektir.

Burcu Bilgiç: instagram.com/burcubilzic

HAYAT KISA, KUŞLAR UÇUYOR…
Koreografi: Ufuk Şenel
Dansçılar: Yiğit Ürkmez, Ufuk Şenel
Ses Tasarımı: Volkan Ergen

Leyla Postalcıoğlu, Serap Meriç, İdil Kemer ve Can Bora'ya teşekkürler.

Hayat kısa, kuşlar uçuyor...; en yalın haliyle, bir süreliğine beraberce hayatı paylaşmayı anlatıyor. Bazen bir yabancıyla, bazen bir yol arkadaşıyla, bazen bir sevgiliyle... Kim olduklarından öte neyi, nasıl paylaştıklarıyla önemliler. Birlikte aynı yöne bakabilmek, birlikte durabilmek, birlikte dokunabilmek hatta gökyüzünde beraberce kuşları seyredebilmekle. Aslında hayat bir Cemal Süreyya dizesi kadar basitken; ilişkilendikçe yarattığımız kaotik ve kompleks hayatlarımız, bizleri ilişkilerimizde ihtiyaç duyduğumuz kişisel alanlarımızın korunmasına, özgürleşme isteğimize yönlendiriyor. Bazense bunları kaybediyoruz ve o zamanlar kaybettiklerimiz karşısında nasıl canavarlaşıyor ya da nasıl canavarlar oluyoruz. İşte bu proje; yalın ama derin bir Cemal Süreyya dizesi gibi yaşarken, nasıl bir vahşet yarattığımızla ilgileniyor. Yani hayatın içindeki bizlerin, bazen göstermeyi sevdiği bazense sakladığı ya da hiç göstermeyi istemediğimiz taraflarımızla. Jung’un dediği gibi gölgelerimizle, karanlığa düşmüş yanlarımızla...

Meg Stuart’ın ‘Untill our hearts stop’ adlı işini referans alarak üretilen bu çalışma; yakınlık ve içtenlik kavramları üzerine yapılan bir
araştırmanın ürünüdür. Bu araştırma sürecinde; bir şeyin yakın olarak tanımlanabilmesi için uzağın tanımlanması gerekir fikriyle yola çıkılmıştır. Uzak ile yakın ilişkisi ise mesafe, ara, sınır gibi kavramları beraberinde getirir. Tüm bu durumlara, ilişki perspektiflerinden bakan sanatçı; bu ilişkilenmeleri haller, fiziksel formlar ve koreografik bağlantılar üzerinden ele alır. Sanatçıya yakınlık kavramını biricikleştiren ve fiziksel aksiyonlara sebebiyet veren şey ise; sınırların yakınlaştıkça, iç içe geçtikçe ortadan kalkması fikridir. Bu fiziksel olarak bir şeyin iç içe geçmesini, ‘ara’nın yok olmasını tanımlayıp, görünür kılarken aynı zamanda mahrem olanın da yok olması fikrini yaratmaktadır. Mahrem alanın yok olması ise beraberinde ‘ihlal’ etmeyi ve edilmeyi getirir. Böylece bu fikir; somut olarak iki bedeni ve bir ilişkiyi görünür kılar. Biri müdahale eden diğeri ise mağdur olan. Bu durumların getirdiği haller ise, bizi travmatik dahi olsa fiziksel aksiyonlara davet eder.

Ufuk Şenel: www.theufuksenel.com


CALLING VAIKHARI
Calling Vaikhari; performe eden beden, mekan ve alımlayıcılardan oluşan tüm tasarım katmanlarının performansçı tarafından dinlenmesi, hissedilmesi ve genişletilmesi üzerinden başlar. Böylelikle mekan ve alımlayıcı farklı katmanlarda yarattıkları titreşimleriyle performansın içerisine dahil olurlar. Tüm bu verilerle performansçı, titreşim katmanlarının içerisindeki dinamik değişimlere açık olarak çalıştığı bir performans alanı yaratmayı amaçlar. Performansçı, yaratılan bu alanın frekanslarını kendi bedeninin filitrelerinden geçirerek, görsel ve işitsel hikayeler yaratır.
Vaikhari terimi, uyanık bilincimiz sırasında paylaştığımız, sesin duyulabilir aşaması anlamına geliyor.

Aslı Bostancı: www.aslibostanci.com